Kimdir?

Fettah Efendi Kimdir?

Makedonya’nın başşehri Üsküp’te doğdu. Asıl adı Abdülfettah Raûf’tur. Halk arasında daha çok Fettâh Efendi adıyla tanınmış, bazı makaleleriyle şahsî evrakında ise Fetah İshak veya Fetah İshakoviç imzasını kullanmıştır. Üsküplü Hacı İshak ailesine mensup, memleketin tanınmış şahsiyetlerinden biri olan babası Raûf Efendi onun iyi bir eğitim görmesi için elinden gelen gayreti sarfetti. İlk öğrenimini Üsküp’te muhtemelen Sırpça olarak yapan Abdülfettah, daha sonra burada AtâullahKurtiş (Ata Efendi) tarafından kurulan Meddah Medresesi’ne girdi. 1933 yılında düzenlenen ilk icâzet töreninde, her biri daha sonra Makedonya ve Kosova’da çeşitli hizmetler yapan arkadaşları Hâfız Necâti, Hâfız Şâban, Hâfız Sâdullah, İdris ve Mehmed efendilerle birlikte icâzet aldı.

Fettah Efendi, 1933-1938 yılları arasında Meddah Medresesi’nde kelâm ve akaid müderrisliği görevinde bulunduğu gibi Üsküp’teki çeşitli camilerde de fahrî vaizlik yaptı. Ramazan aylarında, hocası Atâ Efendi’nin doğum yeri olan Üsküp’ün Studeniçan köyünde vaaz ve irşad hizmetinde bulundu. 1938’de hocasının Ulemâ Meclisi (Ulema Medzlis u Skoplju) üyeliğine tayin edilmesi üzerine Meddah Medresesi’nin başmüderrisliğine getirildi; medrese kapatılıncaya kadar bu görevini sürdürdü ve burada birçok talebe yetiştirdi. 1944 yılında yapılan törende icâzet alan öğrencileri arasında Kemal Aruçi ve Türkiye’ye giderek İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü ile Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde uzun yıllar hocalık yapan Bekir Sadak da vardı.

Hakkındaki bazı yazılarda zikredilen, 1944-1945 yıllarında Üsküp’te kişer’î mahkemede hâkimlik yaptığı ve Ulemâ Meclisi üyeliği görevini üstlendiği hususunda kesin bilgiye rastlanmamıştır. 1945’te Yugoslavya’ya komünist iktidarı hâkim olunca şer’î mahkemeler, çeşitli dinî müesseseler ve medreselerle birlikte Meddah Medresesi de kapatıldı. Fettah Efendi ve arkadaşları tutuklanıp mahkemelerde yargılandılar. Bu arada kendisi rejim aleyhtârı, devlet haini ve savaş dönemi zengini olduğu iddiasıyla yedi yıl ağır hapis ve cebrî iş, üç yıl da siyaset yasağına mahkûm edildi (Birlik, s. 4). Fettah Efendi’nin, Ezher Üniversitesi mezunu ve illegal Yücel teşkilâtının kurucusu olan teyzesinin oğlu Şuayb Aziz’in bu teşkilâtı ile fiilî bir bağı olup olmadığı hakkında kesin bilgi edinilememiştir. Cezaevinde iken taş kırmak üzere bir yıl Bosna-Hersek’teki Doboy (Doboj) kasabasına gönderildi. Cezaevinden çıktıktan sonra uzun süre devlet tarafından takip altın alındı, işsiz bırakıldı ve meşhur bir müderris olmasına rağmen müezzinlik yapmasına bile izin verilmedi (krş. Engüllü, Yedi İklim, IX/64, s. 22; Ardıcı, s. 151). Hayatının son yıllarında Makedonya Arşivi’nde Makedonya’ya ait Osmanlı belgelerini tercüme etmek üzere uzman olarak görevlendirildi. 24 Nisan 1963’te Üsküp’te vefat etti.

Fettah Efendi hece ve aruz vezniyle şiirler yazmıştır. Eldeki şiirlerinden onun Osmanlı Türkçesi yanında Farsça ve Arapça’ya da vâkıf olduğu anlaşılmaktadır. İlk şiirleri Üsküp’te çıkan Sadâ-yı Millet (1925) gazetesinde yayımlanmıştır. Şiirlerinin muhtevasını daha çok dinî, vatanî ve içtimaî konular oluşturmaktadır. Hayatı boyunca bir Osmanlı aydını olmanın gururunu taşıyan ve bunu şiirlerine de aksettiren Fettah Efendi, saltanatın sona ermesine ve vatanında gurbet hayatı yaşamasına rağmen hiçbir zaman mağlûbiyet duygusuna kapılmamıştır. Şiirlerinin büyük bir kısmında, mâziye karışmış tarihî mefahirle kaybolup giden Osmanlı medeniyetinin mirasına karşı duyduğu hasret ve üzüntüyü dile getirmiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında Yugoslavya’dan Türkiye’ye başlatılan göçe karşı çıkmış, bu göçün dinî açıdan caiz olmadığını söylemiş ve bu görüşünü şiirleriyle de ifade etmiştir. Fettah Efendi’yi Balkanlar’da Osmanlı Türkçesi ile yazan ve aruz veznini kullanan son nesil şairlerinden biri olarak kabul etmek mümkündür. Birkaç defter hacmindeki şiirleri Muhammed Aruçi’nin özel kitaplığında bulunmaktadır. Bu şiirlerin büyük bir kısmı talebesi Kemal Aruçi tarafından konularına göre tasnif edilmiş, bir kısmı da yayımlanmak üzere Bekir Sadak tarafından bir araya getirilmiştir. Bazı şiirlerinin ise uzun müddet Fettah Efendi’nin yanında bulunan ve bugün İstanbul’da yaşayan Cavit Saraçoğlu’nun özel kitaplığında olduğu söylenmektedir.

Bazı gazetelerde makaleleri de çıkan Fettah Efendi’nin Mehmed Âkif’in ölümü üzerine kaleme aldığı bir yazısı ile mersiyesi Sofya’da neşredilen Medeniyet gazetesinde (6 Şubat 1937); yine aynı yazı ile ikinci bir mersiyesi ve “Tanrı”, “Allah’ım ile Birkaç Söz”, “Vasiyetim”, “Şanlı Peygamber Mesih” adlı şiirleri de Üsküp’te çıkan el-Hilâl dergisinde (III/15 [1 Eylül 1989], s. 14) yayımlanmıştır (bu dergide yayımlanan şiirler iiçin bk. bibl.). Fettah Efendi’nin Vančo Boškov ile birlikte kaleme aldığı iki önemli makalesi “Rifaiskoto Tekevo Skopje” ([Üsküp’teki Rifâî Tekkesi], Glasnikna İnstitutot za Nacionalna Istorija, II/2, Skopje [Üsküp] 1958, özel fasikül) ve “Edno Skopsko Vakafname od XVI Vek” ([XVI. Yüzyıla Ait Bir Üsküp Vakıfnâmesi], a.e., V/1, Skopje 1961) adlarını taşımaktadır. Ayrıca Turski Dokumenti za Istorijata na Makedonskiot Narod (Makedon halkının tarihine dair Türkçe belgeler [I, Skopje 1963, Drzavna Arhivana SR Makedonija, Serija Prva: 1607-1699]) adı altında çıkan Makedonca neşriyat serisinde Metodija Sokolovski, Arif Starova, Vančo Boškov gibi müellifler arasında Fettah Efendi’nin adı Fetah Ishak olarak geçmektedir.

İslam Ansiklopedisi – cilt 12, s.484